17 Haziran 2018 Pazar

Bayram dediğin...


Can Yücel'in de dediği gibi :

"Nefes almak bayramdır mesela, 
 Günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...

 Görmenin nasıl bir bayram olduğunu, karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık.. 
 Sızlamayan her organ , hele de burun direği bayramdır...

 Bayramdır elden ayaktan düşmemek , zihinden önce bedeni kaybetmemek ; 
 Kurda kuşa yem olmayıp " Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...

 Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

 Küsken barışmak , 
 Ayrıyken kavuşmak ,
 Suskunken konuşmak , bayramdır...

 Bir kitabı bitirmek ,
 Bir binayı bitirmek , 
 Bir okulu bitirmek , 
 Kabuslu bir rüyayı , 
 Kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır...

 Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle...

 Vuslat da bayramdır öte yandan...

 Endişe içinde beklediğinden mektup almak ,
 Telefonda ansızın sesini duymak ,
 Deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır...

 En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek , 
 Korktuğunda güvendiğine sarılabilmek,
 Dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır...

 Bir sürpriz paketinden çıkan hediye , 
 Tatlı bir şekerlemede üzerine serilen battaniye , 
 Saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır...

 "Ona güvenmiştim , yanılmamışım" sözü bayramdır...

 Hiç aldatmayıp , aldanmamış olmak bayram..

 Yeni eve asılan basma perdeler ,
 Alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler ,
 Yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır...

 Güne gülümseyerek başlamak bayramdır...

 "İyi ki yanımdasın" bayram , 

 "Her şeyi sana borçluyum" bayram ,

 "Hiç pişman değilim" bayram ...

 Evlatların mürüvvetlerini görebilmek ,
 Eve dolu bir torbayla gidebilmek ,
 Konu komşuyla yarenlik edebilmek ,
 Akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır...
 
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur...

Yaşanan minik kazanın ardından sağlığın en büyük varlık olduğunu bir kez daha hatırlamış bulunduk maaile.. :( Hele de miniğimizin canı yanınca, ayrı bir üzüldük.. Her günümüzün bayram tadında geçmesi dileğiyle...



14 Haziran 2018 Perşembe

Bir kahve....

Yine diyorum hep diyorum, "Adab-ı Muaşeret" önemli dostlar...

Yeni okul , yeni ev , yeni iş vb. bilinmezliklerle başlıyor her zaman...

Geride kalanlar özleniyor... Hem de çok! Her ne kadar giden oyalanıyor deseler de alışana kadar çok zor.. Artık yaş ilerliyor diye midir bilmem , heyecan arayamıyorum hayatımda. İstemiyorum. Keşke demiyorum ama içim buruk yine de. :(

Tayin çıktı yeni okula başlangıç süreci evraklar vs derken ilk gün kimseyi görmedik tabii müdür ve müdür yardımcısı dışında.. İkinci gün sadece "merhaba , hoşgeldiniz." cümleciği ve gruplaşanların bakışlarına maruz kalmak.. Çok zoruma gitti çok. İnsan kötü hissediyor gerçekten. :( Üçüncü gün bi tık daha ılımlı oldum , çünkü "kahve ister misiniz?" dedi adını bilmediğim bir erkek hoca. Kendisi yaptı üstelik. Önyargıyı O kaldırdı. Adını sanını bilmem ama çok teşekkür ederim. Benim için kilit bi hareketti , artık o okula devam edebilirim diyorum. Çünkü masa başında "yeniler & eskiler " gibi 2 grup oluştu ve hiç hoş olmadı.. :( Bitse de gitsek diye diye dolaştım resmen.. Ama ertesi gün yine vize işlemleri için evraklarla gergindim zaten ama o kahve teklifi içimizi ısıttı. Yeniler olarak mutlu olduk. Eskiler'de de iyiler var demek ki dedik :))) Şuraya bir not düşmeli.. 35'ten Önce Yapılacaklar Listesi'nde son madde için çabalıyorum.. İnşaAllah o da gerçekleşir.. Vizeyi alabilirsek sorunsuzca.. 16 Temmuz'da Abbas yolcu.. Allah'ım çok şükür bin şükür.. Allah'ım sen herkesin dualarını kabul et , gönlümüzdekileri hayırla karşımıza çıkar...

Günün sözü :

1 Haziran 2018 Cuma

SADE LeşmeK üzerine...

SADE olmak , asla basit olmak değildir.
Kafanızın , yüreğinizin , hayatınızın hafiflemesidir.




Tüketim çağı insanları olarak hafiflemeye çalışmak zor olsa da , yine de her daim boş alan olmalı kendinize ayıracağınız.. Gerek kalbinizde , gerek beyninizde.. Her daim düşünürsek , herkesi sevmeye çalışırsak yıpranırız.. Tükeniriz...

ZİHİNDEKİ DAĞINIKLIĞI GİDERMEK İÇİN...

1. Yaşadığın alanı temizle ve düzenle.

2. Günlük tut , hedeflerini netleştir.

3. Dışarı çık , temiz hava al , yürü.

4. TV izlemeyi azalt.

5. Gereksiz eşyalardan kurtul.

6. Bir güne çok fazla iş yükleme.

7. Dürüst ve tarafsız kişilerle konuş.

8. Hiçbir şey yapmadan sessiz sakin otur.

9. Sözsüz , sakin müzik dinle.

10. Yeterli uyku , bol su!

28 Nisan 2018 Cumartesi

Vladimir Mayakovski & Mevlana ...

Hayatın en hüzünlü anı,
Mevsimine kapıldığın kişinin
Bahçesinde açabilecek bir çiçek
Olmadığını anladığın andır...

Bırak  , gitsin...
Bırak , git...! ( Vladimir Mayakovski)





Nehir gibidir insan,
Sadece yüzeysel bilinir.
Derinliklerinde ne saklar,
Ne fırtınalar kopar söylemez...
Sadece sessizce akar ve gider. ( Mevlana)

Bu dizelere en çok yakışan şarkı...



27 Nisan 2018 Cuma

Sen iyiysen herkes iyi , sen kötüysen herkes kötü..!

Tam olarak devir böyle. Çıkarı varsa konuşuyor insanlar , çıkarına karşılık verirsen senden daha iyisi yok... Çıkarı bittiği an selam sabah da bitiyor.. :(( Ne ara bu kadar kötü olduk?! İyilik , iyi olmak kavramları bu kadar değersizleşti... Hangi ara?!

9 Şubat 2018 Cuma

Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu...

Nedir üstlendiğimiz ünvanlar...?

   Eş , anne , öğretmen ... vs. 
(Bunlar benimkiler tabii..)

Hangisini layığı ile taşıyabiliyoruz acaba ?

        Bazen öğretmenliği hak etmek için annelikten feragat ediyoruz , çoğu zaman da anne olmak için eş olamıyoruz vs.. Haliyle anlayış yok oluyor yuvada.. 
        
       "Sağlık olsun..." diyoruz ya hani , stresten , üzüntüden aslında "sağlık" da olamıyor..

Bu sefer "son söz" benden.. Bilen bilir : 

NEYSE... HER NEYSE...


22 Ocak 2018 Pazartesi

Sil Baştan...

Ne güzel demiş Şebnem Ferah...

     Sil baştan başlamak gerekir bazen...
İlmik ilmik dokursun da bir yanlış yüzünden tüm örgüyü sökmeden düzeltemezsin hani, bir an gelir işin içinden çıkamazsın.. Onca yol gidersin gidersin de bir bakmışssın çıkmaz sokaktasın. Tam olarak da o haldeyiz sanırım. :(
     Her şeyin başı sağlık ama insan üzülüyor yine de.. Yaşananlara.. Yaşanacağını zannettiklerine... ve hiç yaşayamayacaklarına....
     Hele de çocuk olunca... Daha da zor her şey. Kim ne derse desin kapıyı kapatamıyor insan. Çok daha zor . İlişkiler iki kat daha zor. Ama her şeyin hayırlısı... Allah doğru kararlar almayı nasip etsin herkese.

Günün şarkısı ... Tabii ki :



8 Aralık 2017 Cuma

Hesaplaşma..

2017 ye hoşçakal demeden yılın muhasebesini iyi yapmak gerek...

Pişmanlıklarımız... İyi ki lerimizi şapkamızı önümüze koyup tartmak , ölçüp biçmek gerek efendim... Bundan gayrı pişmanlıkları tekrarlamamak olmalı 2018'de ilk hedefimiz....

* Daha az kavga gürültü...
* Daha az telefonla geçirilen zaman...
* Aileye ayırılan daha çok zaman , daha kaliteli zamanlar...
* Anne babalar ile geçirilecek daha  kaliteli zamanlar...
* Daha düzenli , planlı yaşam ...
* Daha mutlu bir hayat...
* Daha çok gülümseme..
* Daha çok mutlu et ki mutlu olasın....

Uzar gider bu liste...

Fakaat hiçbir zaman uymaz evdeki hesap çarşıya ya, ne olursa olsun her işin başında sağlık olsun ... Sağlıkla  sevgiyle umutla kalın...

Sözün özü Sultan Süleyman'dan :  Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

BARIŞ MANÇO - OLMAYA DEVLET CİHANDA

Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker 
Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer 
Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde 
Dünyada biraz huzur her şeye bedel 
Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver 
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer 
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi 
Han senin hamam senin konaklar senin 
Tarla senin çiftlik senin bağ bostan senin 
Diyelim ki dünya malı tümünden senin 
Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi 
Barış der biraz tuzum ekmeğim olsa 
Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa 
Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi 
Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi 
Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver 
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer 
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi




14 Ekim 2017 Cumartesi

"BASİT YAŞAMAK"

Sadeleşmek gerek..
              

BASİT YAŞAMAK

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

BASİT...

(Alıntıdır.)

25 Ağustos 2017 Cuma

Vicdan sesi...

            Uykusuz kalırım bazı gecelerde gerçekten vicdanımın sesi midir yoksa beynimin bitmek bilmez düşünce isteği midir bilinmez uykusuzluk sebebim...
            Bu geceki düşünmeler silsilesinde "başkasının kötülüğünü isteyenler" "başkalarının mutsuzluğu ile mutlu olanlar" var. Gerçekten mutsuz bir olayda "ohh iyi olmuş" , bir hastalık haberinde "bir çocuğa bakamamış" vb. cümleleri kurmak.. Ne kadar doğru ? Vicdanları mı rahatlıyor insanların böyle nedir yani olay ?

            Bir türlü hazmedemediğim bir şey de birine kızıp edip hiçbir şey olmamış gibi davranabilmek... Ben yapamıyorum. Sevgi pıtırcığı mı dersiniz , iki yüzlülük mü dersiniz , oynamak mı dersiniz , rol yapmak mı dersiniz... Maalesef yeteneksizim bu konuda. Kızıyorsam yüzüm de düşer , konuşmak da istemem , sınırları zorlarsanız hele laf bile söylerim , kendimi tutamam. Üzgünüm. Keşke yapabilsem diyorum , keşke ben de azcık oynayabilen bir yapıda olabilsem. :( Belki herkesin yüzüne güler arkasından konuşurdum ama herkesle iyi geçinen iyi bir yalaka olurdum! Başarabilseydim...

Sözün özü çok güzel özetlenmiş :

                            

4 Ağustos 2017 Cuma

Pişmanlıklar...

                 Bazen çekilmez olur ya hayat...
Çekilmez de değil de hayatın da bir suçu yoktur aslında, anlaşılmazsınız.. Yanlış anlaşılırsınız...
Kırılırsınız , küsersiniz içten içe. Böyle böyle yaşam sevinci dediğimiz "dirim" gücü azalır insanın...
                  Seçimler çok önemlidir bu yüzden.
           Anne babalar ilk önce evladın cinsiyetini seçmek isterler aslında.  "Erkek" olmak önemlidir güzel yurdumda. Senenin bilmem kaç olmasının , kadınların da para kazanmasının , kendi ayakları üzerinde durmasının vs. hiçbir önemi yoktur. "Pipi"niz olmadığı için eksiksiniz. Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyden anlamayansınız. Üreme ve boşaltım organınız sanki beyinmiş gibi davranılır, PİPİ=BEYİN. Bu da başka bir yazı konusu...
           Dünyaya gelmişseniz , anne babanızı , yaşadığınız coğrafyayı seçemezsiniz... "Kader"dir. Ağrı'da öğrendim bunu. Ama ailenizden sonraki seçimler var ya işte onlar çok çok çooook önemli...
           En basiti liseyi bitirdin , sınava girdin , eğer yanlış şıkları işaretlersen 1 senendir gidecek olan , oturur tekrar hazırlanırsın.. Üniversiteyi kazandın , istemediğin bir okulsa giden 4 sene... Amaa ve var ya işte onlar çok mühim ey okur.. Parası bol yatışı bol bir meslek hayal ediyorsan üzgünüm mezarda o iş.. Paraya ihtiyaç yok , yatışı bol , iş güç yok. Huzur orda. Tırmalayarak bir yerlere geliniyor malesef. Yolda altın küpü bulamıyoruz. Garantili 15 gün kış tatili , 60 gün yaz tatili istiyorsan "öğretmen" olacaksın. Eğitim fakültesi kazanıp , 4 yıl dirsek çürütüp , kpss yi geçip olacaksın , ha artık mülakat var onu da geçmen gerekiyor. Olamamışsan konuşmayacaksın yok maaşınız var yok tatiliniz var. Emek verdik olduk, çok şükür bugünümüze... Amaa bir de bir de yanınızdaki kişi meselesi var ki o çok mühim... Maalesef yanımıza gelen herkesin niyetini anlayamıyoruz. Kişilik meselesi vahim. Karşındaki kişi ne kadar anlatırsa kendini, ne kadar gösterirse içini ancak o kadar bilebiliyoruz... Hani kavun değil ki koklayıp alalım meselesi... Anneannemin bir lafı var , çok severim , çok söylerim , bir yerlere yazmak bu zamanaymış.. "Yerine düşer gül olursun , yerine düşer kül olursun.." Ve yine bir maalesef sadece yanınızdaki kişiyi tanımak yetmiyor. Aileler var.. Armut dibine düşüyor.. Ailesini de tanıyın evlenmeye karar vermeden önce.. Annesi ,  babası , kardeşleri ... Ben bu insanlarla içli dışlı olacağım , zaman geçirin , tanıyın... Olmuyorsa da kaybedecek şeyiniz olmadığı için en başından yol verin... Zaman geçtikten sonrası gerçekten zor.. Bunalıyor insan.. Yaşanmışlıklar arttıkça kopması çok zor. He imkansız değil ama yine de evli barklı olunca hep barışmalar , barıştırmalar oluyor , hele de çocuk varsa aman kavga çıkmasın denilip susuluyor. Böyle böyle insanın yüzündeki gülümsemesi kayboluyor. Dirim gücü düşüyor... Siz siz olun işinizi , eşinizi doğru seçin...
               Hayatımızı ortalama 70 yıl desek , ki yarısı gece 35 yıl uyku ile geçip gidecek , kaldı 35 yıl , ilk 5 yılı çocukluk deyin muhtemelen çoğumuz hiçbir şey hatırlamıyoruz ya da en mutlu olduğumuz , en korktuğumuz anlar belleğimizde... 5 yıl da son yıllarımız olsa ya yatalak ya hafıza olmadan geçse kaldı mı 25 yıl... Bu 25 yılın yaklaşık "15" senesi çalışarak yani İŞte geçiyor! Geriye kalan 10 yıla da güzel bir insan seçin.. Mutluluk kaynağı olsun , ömür törpülemesin... Ve en önemlisi " SİZİ SEVSİN...!" Sevildiğinizi hissettiğiniz zaman emin olun her şey daha çekilir gelecektir.. Yanılıp da sevdiğinizle evlenmeyin... Hani olur da beni sever diyerek.. Çok nadir artık.. Herkes kendi maaşını kazanıyor , kimsenin kimseye tahammülü yok.. Ha hem sevip hem seviliyorsanız o zaman çok şanslısınız , bolca dua edin bolca şükredin halinize... Yaklaşık % 11 lik dilimdesiniz yani her 10 kişiden sadece 1i...
 Sevgiyle kalın... #G.B#

Bayram dediğin...

Can Yücel'in de dediği gibi : "Nefes almak bayramdır mesela,   Günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...  Görmenin...